GENEL MESAJ

22 Ekim 2021 Cuma

ALİ RIZA GÜNAYDIN' NIN ARDINDAN

  1971 yılında Taşova’da faaliyete başlayan Taşova Matbaası, ilçemizin ilk matbaasıydı. Bu matbaada Taşova gazetesi de çıkıyordu. Matbaanın sahibi Ali Rıza Günaydın idi ama onun maddî-manevî anlamda en büyük destekçisi ve arkadaşı rahmetli yazar ve şair Zeki Alan’dı. Zeki Alan o sıralar öğretmendi. Sonra Ankara’ya taşındı ve Millî Eğitim Bakanlığında bürokrat olarak hizmetlerde bulundu.

Taşova Matbaasının ilk ustası ise Nurettin Özgencil idi. Nurettin Usta matbaamızın kurucusu Ali Rıza Günaydın’ın da ustası oldu. Dolayısıyla Zeki Alan’la birlikte Taşova’da matbaacılık ve gazeteciliğin tutunmasında bu şahsiyetlerin büyük katkısı vardır. DEVAMI VAR.
     Merhum Ali Rıza Günaydın, lise 2’den terk idi ve bu yüzden hiçbir zaman Sarı Basın Kartı sahibi olmadı. Bunun için kendisini teşvik edenlere hiçbir zaman kulak da asmadı. Çünkü bir sarı basın kartı olup olmamasını hiçbir şekilde önemsemiyordu.
Çıkardığı gazete Taşova’da kültürel ortamı canlandırıyor ve hatta bazen de bu ortamı oluşturuyordu. Faaliyete ilk başladığı Çağpar Caddesindeki Nuri Şiranlı’ya ait dükkânlardan birinde uzun süre faaliyet gösteren Taşova Matbaası daha sonra Belediye binasınının girişindeki yerine taşındı. Matbaa bir iş yeri olmasına rağmen bir lokal gibiydi. Burada kültür ve siyaset konuşmaları, tartışmaları yapılırdı. Burada Mehmet Âkif’in Safahat’ından gençlere sayfalarca okur, abone olarak veya bayiden alarak Matbaada bulundurduğu on küsur gazete ve dergi gelen gidenlerce okunurdu. Sanırız o tarihlerde Taşova’da böyle başka bir ortam da yoktu.
1970’li yılların ikinci yarısında bütün ülkede olduğu gibi Taşova’da da siyasî tansiyon gittikçe yükselmişti. Taşova gazetesi böyle bir ortamda yayımlanıyor ve ilçemizde yapıcı bir rol üstlenmeye çalışıyordu. Elbette bir siyasî tavrı ve görüşü vardı. Fakat bu tavrı hiçbir zaman ilçede mevcut siyasî tansiyonun aleyhinde kullanmadı.
Siyasî ortam öylesine gerilmeye başlamıştı ki Taşova’da artık evler kurşunlanıyor, Taşova Matbaasının da bulunduğu Belediye binasının üst katındaki Şehir Kulübünde otururken Ali Rıza Günaydın’ın saçlarının arasından geçen kurşunun alnına isabet etmemesi, çocukluk arkadaşlarından merhum Fikri Kavaklıoğlu’nun zamanında müdahalesiyle mümkün olabiliyordu. İlçede Davut Durak isimli bir genç vurulmuş, onun cenazesinde ise ilçe Cumhuriyet  savcısı  vurulmuştu. Sonrasında, içlerinde şu an Taşova gazetesinin idarecilerinden Ahmet Günaydın’ın da dâhil olduğu birçok genç hapse atılmıştı.
Ali Rıza Günaydın böyle bir ortamda kendisi ve ailesi için son derece zor bir karar aldı ve altı yaşındayken yine ailesiyle göç edip yerleştiği Taşova’dan, sülâle memleketi olan Trabzon/Of’a hicret etti. Matbaayı da oraya götürdü ve bu kez de Of’ta ilk matbaayı kurdu ve ilk mahallî gazeteyi çıkardı (Of gazetesi). 12 Eylül oluncaya kadar orada bir türlü alışamadığı ve fazla arkadaş çevresi dahi edinemediği bir ortamda yaşadı. Taşova’yla irtibatı hiç kesilmedi. 12 Eylül sonrası da fazla gecikmeden Taşova’ya döndü. Of’ta doğmuş olsa da o artık Taşovalıydı; hayatının en uzun kısmı bu ilçede geçmiş ve burayla özdeşleşmişti; ölümünden sonra da burada büyükannesinin, babası Yusuf Usta’nın, annesinin ve yakın akrabalarının gömülü olduğu mezarlığa defnedildi.
12 Eylül sonrası Taşova’ya dönünce, Yeni Taşova Matbaasını kurdu ve Yeni Taşova gazetesini yayımlamaya başlamıştı. Bu gazete ölümünden kısa bir süre öncesine kadar varlığını korudu. Fakat mahallî basının son zamanlarda yaşadığı sıkıntılardan etkilenen matbaamız, taşrada gazeteciliğin eski anlamını yitirişine şahitlik ettiğimiz bir süreçten geçti.
Ali Rıza Günaydın her zaman dervişmeşrep bir hayat yaşadı; dünya malına ve unvanlarına hiç itibar etmedi. Bir öğretmen cemiyetinin lokalinde bulunan görece zengin kitaplığı 12 Eylül’de SEKA’ya gönderilmişti ama onun kitaplarla ilişkisi de hiçbir zaman sona ermedi. Dünyaya yatırım yapmadığı için öldüğünde geride maddî bir miras da bırakmadı. Onun bizlere bıraktığı miras dünyaya dervişâne bir bakış, her türlü mal, makam ve mevkiye karşı samimi bir istiğna ve iyi bir insan olmanın nasıl olacağına dair güzel bir örnekliktir.
Gani gani rahmet diliyor, kabrinin cennet bahçelerinden bir bahçe olduğunu düşünüyor ve ümit ediyoruz.
TAŞOVA GAZETESİ
ALINTI.
https://tasova.gen.tr/mahalli-basin-ve-matbaacilik-tarihimizde-unvansiz-bir-gazeteci-ali-riza-gunaydin/ 
  Ali Rıza Günaydın; nam-ı diğer Ali Rıza Abi veya matbaacı Ali Rıza, 28 Kasım günü toprağa verildi. Rahmeti bol ve daim olsun. Eğer ölmeden önce kendisine sorsaydık; Ali Rıza Abi senin vefatının ardından hangi dize ile ağıt yakılmasını istersin? Sanırım şu dizeyi salık verirdi.

Alp Er Tunga öldi mü?
Issız ajun kaldı mu?
Ödlek öcin aldı mu?
Emdi yürek irtilur.

Evet, her ilin, her boyun, her törenin bir Alp Er Tunga’sı vardır. Bu yörenin Alp Er Tunga’sının Ali Rıza Abi olduğunu düşünenlerdenim. O gerçek bir Türk milliyetçisi ve gerçek bir ülkücü abisi idi. 12 Eylül dönemi buhranlı günlerinin canlı ve en yakın tanığı idi. Gemisine bindirdiği ülkücü gençliği kendi geçim tarzını feda bedeline karşı en az bela ile ve en büyük ideolojik kazanç ile taşıyan bir abi olarak kalacak ülkücü camianın yüreğinde.

199O lı yıllarda Taşova Gazetesinden yazmaya çalıştığım “ÇINARLARIMIZ” yazı dizisinin bir sayfasını da Ali Rıza Abi’ye ayırmış ve şöyle bir paragraf paylaşmıştım. “Aslında O, matbuat işini yapan bir esnaftan daha çok bir okulun hocası, ya da bir ekolün mimarı veya bir idealin duayeni denilebilir. Evet Ali Rıza abi gerçek ve yaşayan bir duayen. Allah’ın kendisine verdiği ferasetle, basiretini birleştirerek, binasız bir okul açmış ve buradan yüzlerce diplomasız öğrenci mezun etmiştir. Bizim halkımızda yaygın bir ifade vardır. “HAYAT MEKTEBİ MEZUNU”. İşte Ali Rıza Abi bu üniversitenin mastırsız profösörüdür.” O gün yazdıklarımızın doğruluğunu görmek Ali Rıza Abi’nin vefat sonucunda “vay be!..” dedirtti bize… Her şey bir tarafa bu paragrafa ek olarak onun şu hakkını da vermemiz gerektiği bir hak iadesi olarak gözükmekte. Ali Rıza Abi bu bilgeliği ve kanaat önderliği yanında Selma Ve Yusuf Turan gibi en seçkin iki başarılı bilim adamı yetiştirmiş bahtiyar bir babadır aynı zamanda. “Arkasından hayır dua edecek evlat yetiştiren kimsenin sevap defteri kapanmaz” Hadis-i Şerif müjdesine bakılırsa Ali Rıza Abi’nin sevap defterinin de kapanmayacağına kalben inanıyoruz. Mezarına dört kürek toprak attım. İkisi kendi yerime ve diğer ikisi ise selametlik Muhammet Selimoğlu adına… Helal-i hoş olsun. Yakınlarının, ülkücü camianın ve sevenlerinin başı sağ olsun. Rahmetin bol ve daim olsun…

Cennete güle güle git Ali Rıza Abi…

Ömer CELEP
2 Aralık 2017  ...ALINTI...

Taşova Gazetesi

CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE, YÜREKLERDEKİ DERİN SEVDA İŞTE ARPADERESİ ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder