Amasya İli Taşova İlçesi Arpaderesi Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Tüzük gereği dernek yönetimin almış olduğu 02/11/2023 tarih 33 kararına istinaden 03.12.2023 Pazar günü Saat 15.00’de İstanbul Bağcılar ilçesi Fatih mahallesinde bulunan dernek merkezinde aşağıda gündem maddeleri çerçevesinde 2023 yılı seçimli Olağan Genel kurul Toplantısı yapıldı. Yeterli çoğunluk oluşturulduğu için olağan Genel Kurul maddelerine geçildi.
3- Divan seçimi oluşturuldu, divan başkanlığına Sezai FAZLA, Katip üyelerine Murat EZGİN ve Taner ÖZDEMİR getirildi.
4-Faaliyet raporu Recep BOLAT tarafından okundu..
5-Yönetim ve Denetim Kurulu'nun ibra edildi.
6-Yeni Yönetim ve Denetim Kurulları seçildi.
DERNEK YÖNETİMİ // Recep BOLAT Başkan, Mustafa KÜÇÜK Başkan Yardımcısı, Saim Limon, Yavuz ÇETİN, Hakan ATALAY Asil, Zafer ÖDÜBEK, Nihat DEMİR, Sercan BOLAT, Burhan FAZLA, Caner ÖZDEMİR yedek üye.
DENETLEME –Aytekin DENİZ, Nazım BOLAT, Nevzat KAVAK asil, Ayhan AYDIN, Osman GÜNEY, Salih KÜÇÜK yedek üye olarak seçildi.
Başkan olarak seçilen Recep BOLAT teşekkür konuşması yaparak; "Değerli Köylülerim ve dernek yönetim ve değerli üye arkadaşlarım, Köyümüz ve derneğimiz adına maddi ve manevi elimizi taşın altına her zaman olduğu gibi yine koyacağız, köyümüz için ne gerekiyorsa geçmişte yaptığımız gibi yine Taşova' da, Amasya' da temsil ederken layıkıyle güzel yerlerde olmasına çalışacağız. Sizlerin desteği bizim için önemlidir." dedi.
YENİ YÖNETİME BAŞARILAR DİLERİZ. Amasya Medya / Yönetimi adına Ahmet ŞİMŞEK
CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE, YÜREKLERDEKİ DERİN SEVDA İŞTE ARPADERESİ
ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA
Heveslerimiz, emellerimiz, sevdiklerimiz vardı. Hiç sormadan ebedi istirgaha koşuyor insan, Şu işim vardı, bu yoldan gidecektim, tövbe edecektim, hacca umreye gidecektim, Namaza başlayacaktım deme imkanını bile bulamıyor insan. Sessizce ardına bakamadan misafirhanede ki ömrü bitince yürüyüp gidiyor insan.
CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE, YÜREKLERDEKİ DERİN SEVDA İŞTE ARPADERESİ
ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA
1939 yılında Kırşehir ilinin Çiçekdağı ilçesinde dünyaya gelen Neşet Ertaş'ın babası da ünlü uzan Muharrem Ertaş'tı. Çocukluğu 2. dünya savaşı zamanı ve sonrasına denk gelen yıllardı ve yoksulluk içinde geçti. Neşet'in çocukluğunun ilk 8 yılı Kırşehir, Niğde, Nevşehir, Kırıkkale, Kayseri, Yozgat ve köylerini gezerek geçirdiler.
Buralarda iş kovalıyorlardı. İş kovalamaktan kasıt düğün çalgıcılığından amelelik, ırgatlığa kadar her işti. 5-6 yaşlarındayken aile geleneğinin de etkisiyle saz ve keman çalmaya başladı. Babasının çaldığı düğünlerde köçeklik yapıyordu.
Niğde İli Bor İlçesinde bir sanatçı arkadaşımız vardı. Hasan sözümüz sohbetimiz arasında konu Neşet Ertaş' a geldi. Türkülerinden sazından bahsederken yörede yaşanmış bir olaya istinaden yakılmış bir türkünün hikayesini dinledik.
Neşet ERTAŞ ağam Niğde Bor' un bir köyünde düğüne gitmiş, düğün çalarken şöyle endamlı, güzel mi güzel bir gelin, Neşet ağama yanmış, sevdalanmış, düğün devam ederken, Gelin bunu bir sakin bir yerde yakalar, dur bir konuşalım der, buyur der Neşet Ertaş. Gelin güzel mi güzel, gözlerine bakınca insanın başını döndürürmüş. Beni al götür, ben seni çok sevdim der. Neşet Ertaş derki olur mu, ben düğüne geldim, beni öldürürler, git yuvana demiş. Gelin söz dinler mi sevdiği adamı eline geçirmiş. Ya beni alır götürürsün yada bağırırım demiş. Neşet Ertaş bakmış gelin vaz geçecek gibi değil, bu düğün bitsin, aha şu karşı köyde düğün çalacağım. Düğün bitsin, sazı kesilince aşağı ana yolda buluşalım, götürüyüm der. Gelin ikna olur. Neşet düğün çaldığı köydeki düğünü bitirir. Cihazlarını toplar karşı köydeki düğüne gider. Ankara' ya dönerken bu köyün altından geçecektir. Karşı köydeki düğün için cihazlarını kurar, yanık yanık türkülerini söyler. Düğündeki herkesi mest eder. bekleyen gelinde hem türküleri dinler hem de içi cayır cayır yanar. Düğün biter, sazın sesi kesilir. Tamam der gelin, düğün bitti. Bohçasını kıyafetleri alır iner şosenin (Ana yolun) kenarına, bekler Neşet ERTAŞ gelecek. Ne gelen var ne giden, bekler bekler umudu tükenir. Gelin evine döner. Neşet Ertaş o köy tarafından değil de Bor tarafından dolanarak Adana yoluna çıkmış yoluna devam etmiştir. Neşet ERTAŞ' a göre içi gitse de, sevse de başkasının eşine yan gözle bakamaz. Neşet Ertaş genelde türkülerini yaşanmış olaylara istinaden yazmış, söylemiştir. Bu olay üzerine, eline sazını almış başlamış söylemeye;
Haber:AhmetŞimşek
Amasya'nın yeğenidir Hüsne ozan. Sanatçı bir aileden gelen Hüsne ozan sanatının zirvesinde. Müzik eğitimi alan, alt yapısı sağlam, yetenekli, mükemmel güçlü bir ses, geniş repertuvar, bütün türküleri şarkıları kendine özgü yorumlarıyla gönülleri fetheden güzel sanatçı sahnelerin aranılan sanatçısı. Elit müzikhollerde sahne alan sanatçı, değerini ve seviyesini hep yükseklerde tutuyor.
Hüsne Ozan, 1 Ocak 1989 tarihinde Antalya'da doğmuştur. Türk müziğine olan tutkusu ve yeteneğiyle tanınan bir sanatçıdır. Çocuk yaşta bağlama ile tanışan Hüsne Ozan, müzik kariyerine erken yaşlarda adım atmıştır.
Hüsne Ozan'ın annesi ve babası da kendisi gibi sanatçıdır ve ailesinin içinde büyüdüğü ortam, onun müziğe olan ilgisini daha da pekiştirmiştir. Küçük yaşlarda bile güzel bir sesi olduğu fark edilmiş ve ailesi tarafından teşvik edilmiştir.
NEŞET’ Ertaş LEYLA’ sı Kıymetli Leyla, büyük usta Neşet hocanın babasının sahne aldığı gazinoda çalışıyordu. Babasını izlemeye giden Neşet Ertaş, bir gün gazino kapısında Leyla hanıma denk gelir ve o gece ustayı uyku tutmaz. Gönlüne bir yıldırım gibi düşen Leyla’yı görmek için her gün gazinoya gitmeye başlar. Leyla’yı her gördüğünde yüreği uyuşan büyük usta, daha fazla dayanamayıp bu dev sevdadan Leyla’ya bahseder. Neşet’i dinleyen Leyla duygularına saygı duyduğunu ama gönlünün onda olmadığını söyler. Aldığı cevaba çok üzülen Neşet hoca, Leylam beni çok üzdün diyememiş. “Yazımı kışa çevirdin“ diye bir türkü besteler… Özledikçe yazmış büyük usta. Yazdıkça da söylemiş ve halkın gönlünde taht kurmaya başlamış… Daha önce hiç kullanılmamış bir dille anlatmış Leylasını halka. Sokak ortasında duran taşları bile “Leyla’nın ayağına takılır” diye toplarmış bu kusursuz adam. Bir gece o kadar çok özler ki Leyla’yı, sabaha kadar uyumayarak “Niye çattın kaşlarını” türküsünü besteler.
"1963 Yılında Edirne`de doğdu. Babası öğretmendi uzun yıllar boyunca ülkesinin çeşitli illerinde bulundu. En son ikamet yeri olan Bursa'da Çınar Lisesi'nin akşam okulunda okuyordu. Ailevi durumları iyi olmadığı için sabahları da çalışıyordu. Olay günü okul çıkışında arkadaşları ile birlikte evine doğru giderken yolda pusu kuran komünist militanların üç yerden çapraz ateşe tuttukları grupta Taner Kalkancı sırtından, Musa Ateş kolundan, Hayrettin Akbaş ise omzundan vurulmuştu. Herkes bir yerlere kaçışıyordu. Taner Kalkancı sırtından vurulduğu halde dakikalarca koşmuş fakat vücudu hainlerin kurşununa yenik düşmüştü. Arkadaşları tarafından hastaneye kaldırıldı.
Değirmenlerimiz son günlerde Taşova basınında sıkça rastlanıyor. Kültürümüzün yaşatılması konusunda Taşova' lılar elinden gelen gayretlerini gösteriyorlar. Su değirmenleri tamamen doğal yaşamın birer örneğidir. Taşova ilçesi Karadeniz bölgesinde bulunması nedeniyle akarsuların bol olmasından dolayı ihtiyaçlara istinaden su değirmenleri kurulmuştur.
Su değirmenlerinde çekilen buğdayların unları ile yapılan ekmeklerin lezzeti, tadı, kokusu gerçekten çok farklıdır. Teknoloji ile elde edilen un ve ekmek sayılarının fazla olmasına rağmen lezzeti azalmaktadır. Taşova Arpaderesi Köyünden hem çifçilik, hem esnaflık hemde değirmencilik yapan Nuri ÜSTÜN' ün oğlu eğitimci emekli öğretmen Ahmet ÜSTÜN çocukluğunda ve gençliğinde hatıralarında " değirmencilik sıradan bir iş değil incelik isteyen bir meslek ve o dönemin küçük bir fabrikasıydı. Araştırmalarında ve derlemelerinden elde edilen video ve fotoğraflarında görüleceği üzere eskiler zanaat derlerdi. Gerçekten su değirmeni çalıştırmak ve değirmencilik yapmak emek ve beceri isteyen bir meslektir.
Değirmen iki taşın dönmesi ve buğdayın ezilerek un yapılması değildir. Değirmenci, suyun azlığı - çokluğunu bilmeli, ona göre suyun şiddetini ayarlayacak "sıfını" oluğun ucuna takmalı. Zahirenin, alt taşın göğüs bölümünden yivlere ve en son un haline geldiği "tırnak" bölümüne yeterli miktarda gelmesini sağlamalıdır. Taşın dönüş hızının çok önemi vardır. Su değirmenlerinde zahirenin yanması (unun yanması) olmaz. Yapılan unun Ezgin olmaması gerekir. Ezgin un çamur gibi hamur olur ve kabarmaz. Zahire yaş olursa taş "sıvak" tutar. (Yani buğday, arpa, çavdar yaş olursa değirmen taşına sarar) Değirmenci zahireyi kontrol etmeli. Değirmen taşlarında en önemli konu, ki taşın tam terazide dönmesi, göğüs kısmında buğdayın sürekli akması, yivlerin hava alarak unun yanmaması, tırnak bölümünün çok ince dişenmesi gerekir. " dedi.
Anadolu’da su değirmenleri 20. yüzyılın son çeyreğine kadar işlevsel
olarak varlığını sürdürmüştür. Ancak gelişen teknik şartlar içerisinde artan
nüfusla birlikte varlıklarını yitiren ve yerlerini modern fabrikalara bırakan
su değirmenleri bugün yok olmaya yüz tutmuştur.
Değirmen taşı; çark, oluk ve tekne gibi çeşitli unsurlardan oluşmaktadır. Su değirmeni kültürü içinde; kile (32 kilo ağırlığında), yarım (16
kilo ağırlığında) şinik (8 kilo ağırlığında) ölçek (20 kilo ağırlığında) yarım ölçek (10 kilo ağırlığında)hakla
(1,5 kilo ağırlığında) gibi ölçü birimleri de yer almaktadır.
05amasyam-05 Kültür, Haber, Mağazin 2023
Şimdi resimlerle ve videolarımızla değirmen çalıştırmanın inceliklerinden bir bölümü sizlere aktaracağız.
Taşı dişeyerek un yapacak duruma getiriyoruz.
Taş,mastara alındı, Göğüs bölgesi ve yivler düzeltildi, teraziye alındı, dilendi ve kapattık. Birazdan un öğüteceğiz.
Video 2000- 2010 yılları arasında çekildi. Gömlekli değirmen sahibi Çılkıdır Köyünden rahmetli Murat Bol. Yıllarca hayvan yemi kırdırılmış taşı düzenleyip un yapar hale getireceğim. Taşın haline iyi bakın.
Not: Ahmet ÜSTÜN abiyle yaptığımız röportaj; sohbette resimdeki ve videodaki kişinin kendisi olduğu, taşı kaldırmak için vinçle çeviren ve bileyen benim, Rahmetli anlamıyordu. Düzenlememi istedi. Değirmeni dişemek, ayar yapmak ayrı maharettir. Suyun hızının ayarını taş ayarı, nice incelikleri var dedi.
Ahmet ÜSTÜN
CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE, YÜREKLERDEKİ DERİN SEVDA İŞTE ARPADERESİ
ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA
Değirmenin akar sular üzerine kurulu taş bentlerden değirmen savağına, tahta ve saç borular döşemek suretiyle, değirmene akıtılan suyu taşıyan tahta veya saç borunun su giriş ağzı geniş ağızlı borunun çıkış ağzının daraltılmasıyla elde edilen tazyikli suyun, tahta dolaplara ( çarklara ) çarpması ve dönmesi neticesinde elde edilen hareketle miller dönüyor, millerin dönmesiyle değirmenin üst taşının dönmesiyle buğday un halini almaktadır. Değirmen taşların arasına devamlı şekilde ölçülü olarak buğday akması sağlanırdı. Eğer buğday akmaz veya az akarsa taş hasar görür kendisi öğünürdü ki bu değirmenciler için çok kötü bir şeydi. Eğer buğday çok akarsa bu seferde un kalın olur ekmek yapılamazdı.
Taşova ilçemize bağlı Arpaderesi Köyü yardımseverleri ve hayırseverlerin sayesinde camii inşaatı gayet güzel ilerliyor. Camii Dernek Başkanı Ahmet Özçelik; ”Camiinin giriş kat ince işleri duruyor. Nasip olursa Camiiye yakışır İslam’ın ve caminin simgesi olan Minare yaptırmak istiyoruz. Camii köyde, fakat hepinizin, Minare hepimizin. Camii inşaatlarına Devletin katkısı maleesef yok. Sadece hayırseverlerin büyük bir şevkle yardıma koşması sonucu son aşamaya gelindi. Emekleri geçen herkese teşekkür ediyoruz. Bizler sizin yardımlarını tek kuruşunu bile harcarken kılı kırk yarıyoruz. Camii inşaatımız şevkle ilerlerken, Cami derneği yapılan her yardımın Allah’ın evine yapıldığını, harcamaların en ince ayrıntısına kadar araştırıp, malzemelerin en kalitelisini ve fiyat olarak en uygununu seçmeye özen gösteriyoruz. Yardım kampanyasına destek olmak isteyen hayırseverler için: ZİRAAT BANKASI TAŞOVA ŞUBESİ TR87 0001 0002 7294 9232 7250 01 Numaralı İBAN Hesabına gönderebilirsiniz. Banka yoluyla yapılan bağışlarda alıcı kısmına Arpaderesi Köyü Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği yazılması gerekmektedir. Tel: 0 505 649 44 76 Ahmet Özçelik Camii Dernek Başkanı
05amasyam05 Haber Aktüel Mağazin Kültür.
CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE, YÜREKLERDEKİ DERİN SEVDA İŞTE ARPADERESİ ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA
Taşova' nın köylerinde en az iki, üç değirmen vardı. Biri Köy ağası gilin değirmeni, diğeri ise Nuri dayının değirmeni. Son zamanlarda Nuri dayı değirmenine dinamo koyup elektrik bile üretmişti. Elektiriği lamba olarak kullanıyordu. Bizim Köyde iki, tane su değirmeni vardı. Taşova' ya giderken Zudaylı (Alpaslan Köyü) Gara Durmuşun değirmeni vardı. Değirmenler un öğütür, akıp giden suyuylada tarlalar bahçeler sulanırdı. Su değirmenlerinin ekmeğinin tadı bir başka idi. Şimdiki unlar eli çeşit katkı ilave ediyorlar ama o koku, ekmeğin lezzetini yakalamak münkün deyil. Su değirmenleri 120 devirde dönüyor. Elektrikli değirmenler ve un fabrikaları 1200 devirde öğütüyor. Dolayısıyla un yanıyor, kanserojen oluşuyor. Keşke her zaman su değirmenleri unu olsa. Su değirmenleri devrini tamamladı. Taş değirmenler sustu, şimdi fabrikasyon değirmenler devrede. Tabi lezzetlerin gittiği gibi, sağlıkta sıkıntıya girdi. Hastalıklar aldı başını gitti. Doktorlarda hastalıkların çaresini bulamıyor, hastaları dinlemiyor. Emar çek, tomoğrafi çek, vücut radyasyonları alsın, yüzlerce sayfa tahliller yap, teknoloji güzelde, verilen ilaçların yan etkileri faydasından daha çok zararı var. Böbrekler iflas ediyor. Değirmenlerde mısır , buğday unu çektirilirdi. İsteyenlerde hayvanları için arpadan buğdaydan kırma yaptırır yem yapardı. Şimdi hayvan yemini ilçeden zahirecilerden alıyorlar. Degirmen un öğütürken türül türül un tüter birde değirmenci amcanın tandırında çörek çekmesini eskiler hala tadını unutamıyor. Yazıyı çok uzatmadan hatırları canlandıralım dedik.
Şimdi gerisini siz hayalinizde yaşatın, hatıralarınız bazen söze, bazen kaleme dökün. Sağlıklı yaşayın, sağlıklı ekmekler yiyin.
05amasyam-05 Kültür, Haber, Mağazin 2023
CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE, YÜREKLERDEKİ DERİN SEVDA İŞTE ARPADERESİ
ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA