GENEL MESAJ
11 Haziran 2022 Cumartesi
SUSUZ KÖY ARPADERESİ
10 Haziran 2022 Cuma
BORAMA BÖCEKCİLİĞİ- İPEK ÜRETİMİ

Taşova civarında ipek böcekciliği gelir kaynağı idi. 1970 ve
1980 li yıllarında evinin veya samanlığının bir bölümünde ipek böceği
yetiştiriciliği yapılırdı. Yöremizin çoğu yerlerinde bolca yetişen dutlar
ağaçlarının yaprağı ipek böceği yetiştirmek için bulunmaz nimet idi. Ülke
ekonomisinde ipek üretimi çok faydalıdır. Ülkemizde ipek böceği yetiştirmek
oldukça zorlaştı. Nedeni özellikle tarım kesiminin zararlı böceklerle mücadele
etmek için zirai ilaç kullanılması bu alanda olumsuzlukları beraberinde
getirdi.
Son yıllarda ipek böcekciliği zahmetli olması
nedeniyle üretime ara vermiş bulunuyor. İpek hafif, canlı ve kullanışlı
olmasından dolayı bayanların vazgeçilmezi. Ülkemiz ekonomisine katkıda bulunan
Taşova' mız yeniden eski günlerine dönmesi için ipek böceği üretimi yapılması
için teşvikler bekliyor.
Kıyafetlerden birçok ev tekstil ürününe kadar
pek çok üründe tercih edilen ipek kumaş ülkemizde en çok üretimi
yapılan kumaşlardan biridir. İpek böceklerinin kelebek olma evrelerinde
içinde bulundukları kozalardan elde edilen ipek bu hali ile bakıldığında oldukça
değerli bir kumaş olmasına neden olmaktadır. İpeğin ham maddesinin esnek bir
yapıda olması, ortaya çıkan kumaşın da yumuşak ve parlak bir özellikte olmasını
sağlamaktadır.
Kelebek yumurtalarını dut yaprakları
üzerine bırakır, yumurtladıktan üç dört gün sonra ölür. Baharda taze dut
yaprakları üzerindeki yumurtalardan larva halinde çıkan tırtıllar sık tüylü ve
siyahtır. Büyük bir iştahla devamlı dut yaprağı yerler ve dört beş defa gömlek
değiştirerek bir bir buçuk ayda 7 veya 8 santimetre boya ulaşırlar. Büyüdükçe
renkleri açılır ve tüyleri kaybolur. İyice büyüyüp de hücrelerine yerleşince
üst dudağındaki delikten iplik halinde zamk gibi bir sıvı çıkararak kozasını
yapmaya başlar. Tırtıl önce kozanın dış kısmını sonra kendi vücudunun etrafını
örmeye devam eder ve görünmez olur. Eğer kendi haline bıraklırsa iki üç hafta
içinde kelebek haline gelerek ördüğü kozayı parçalar ve dışarı çıkar. Bu yüzde
kozayı parçalamadan kozalar sıcak suya atılır veya sıcak su buharına tutularak
tırtıl öldürülür. Böylece ipek kozaları elde edilir. Bu kozalardan da tel
şeklindeki ipek lifleri çıkarılıp ham ipek üretilir. Böceğin neslinin devamı
için bir kısım kozanın parçalanıp kelebeğin çıkmasına müsaade
edilir.
05amasyam-05 Kültür, Haber, Mağazin 2022
9 Haziran 2022 Perşembe
KARADUT VE KARADUT LEKESİ.
"Neden?" diye sordu Verda.
Çünkü karadutun lekesini sadece kendi yaprağı çıkarırmış.
Babaannem:
"İnsan da aynı bu ağaç gibidir" demişti o gün bize. "Yarasına ilacı başka yerde arayan her zaman yanılır. Her yaranın merhemi kendi dalındadır.“
6 Haziran 2022 Pazartesi
TARİHTEN SAYFALAR. Bölgemizde Nahiyeler ve Köyler
Sayım -Tahrir Defterlerine Göre Bölgemizde Nahiyeler ve Köyler
(1455 -1520 -1574)
Osmanlı Arşiv kayıtları çerçevesinde 1455 -1520 ve 1574
yıllarında kayıtlı Sonisa kazasına bağlı nahiyelerin isimleri:
-Sonisa (Kaza merkezi)
-Taşabad
-Frenkhisarı
-Felenbel
-Karakuş
-Panbuközü
Kaza-i Sonisa 1848 yılına kadar bölgenin idare merkeziydi.
4 Haziran 2022 Cumartesi
PEKMEZLİ TOPAK UN HELVASI.
3 Haziran 2022 Cuma
DENİZİN DİBİNDE HATÇAM - TÜRKÜLERİN HİKAYESİ.
Arkadaşlar, 1950'li yıllarda Burdur'un Arvallı kasabasından Hatce adında biri Antalya'da birine kaçar. böyle olaylar köylük yerde büyük olaylardır. Halk arasında söylentiler dedikodular homurdanmalar yapılırken, 6 ay sonra Arvallı'nın 4 km. üstünde bir yayla köyü olan Kayış'dan yine HATCE adında bir kız, hem de sözlüyken Arvallı'lı bir çobana kaçar. Önceki homurdanmalar varken halk mani yazmaya hazırdır zaten. Rahmetli büyük usta Özay Gönlüm'ün dediği gibi: "Halk denen büyük usta, bir Türkü yakıverir bu hususta". İşte bu türkü Kayış'lı Hatca'ya yakılmıştır. Sözlerini de yazan gene Kayış'lı mahalli sanatcı İbrahim Can emmidir (TRT sanatçısı İbrahim Can değil isim benzerliği). Bizzat kendisini de tanırım köylümdür. Çok oturup konuşmuşluğumuz vardır. Halk içinde manileşme oluşmaya başlamıştır zaten Ona fazla birşey düşmemiştir. Şimdi Türkünün sözlerine açıklık getireyim: Arvallı, Kayış'dan bakıldığında aşağıda yer alan hele sis duman çöktümü sanki bir deniz gibi duran zengin bir kasabadır. Hafif sis duman olduğunda Kayışlı'lar Arvallı'ya "Vay bee gappa Arvallı gene deniz oldu be deniz..." derler. Bu benzetme hala söylenir. Çünkü sizlerde gelin Kayışdan Arvallı'ya bakın siz de bu sözü söylersiniz. Adeta bir havuza atlar gibi atlayasınız gelir. Dedik ya Arvallı az zengin. Kayışlılar evlerinin kapı ve pencerelerini dilmeden yani ağaçtan yaparken, o yıllar yeni moda parası olanlar demirden yapmaktadırlar. İşte bu evler güya denizin altında rutubet içinde çukurdadır. İşte "DENİZİN DİBİNDE DEMİRDEN EVLER" bu dur. O KINALI parmaklarda... Hatca'nın sözlü olduğunu ifade eder.
29 Mayıs 2022 Pazar
TAŞOVA' DA TARIM YÜZ GÜLDÜRÜYOR
KARADIR KAŞLARI FERMAN YAZDIRIR- TÜRKÜLERİN HİKAYESİ.




.jpg)




*** **



