GENEL MESAJ

4 Ağustos 2023 Cuma

YILLAR ÖNCE BU GÜN KURULAN TAŞOVA

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN DAŞUVA
Taşova gerek 1939 Erzincan depremi gerekse 1942 Niksar, Erbaa depremlerinde tabiri caizse yerle bir olan Erbaa'ya bağlı Yemişenbükü diye adlandırılan küçük bir yerleşim yeriydi.
Depremlerinin ardından bölgeye tayin edilen vali İzzettin Çağpar bir yandan depremlerinin yaralarını sarmaya çalışırken diğer yandan da Tokat Amasya arasında yeni bir yerleşim yeri kurmaya çaba sarf ediyordu.
Burda ki amaç il merkezine uzak kalan orman köylerine daha iyi hizmet götürmekti.
Bu çabaya Tekke ve Bidevi'de nahiye müdürlüğü yapan Hasan Aykan ve Yemişenbükü köyü muhtarı Koca Fatma'nında büyük katkıları oldu. Şehir planı mimar Ali Rasim bey tarafından çizilen ilçemiz bakanlar kurulunun 04.08.1944 tarihli kararıyla Taşova adıyla kuruldu.
Taşova'nın ilk belediye reisi ve ilk kaymakamı Hasan Aykan (Goca Müdür) bey olup en işlek caddesine kurucusu İzzettin Çağpar'ın ismi verilmiştir.
Taşova ismi Herizdağı bölgesinde bulunan taş ocağı ve Yeşilırmağın suladığı verimli ovayı temsilen vali İzzettin Çağpar tarafından konulmuştur.
Tokat iline bağlı olarak kurulan ilçemiz 1953 yılında Amasya'ya bağlanmıştır.
Taşova bugün yetmiş dokuz yaşında, altmış üç köye sahip şirin bir ilçemizdir.
Taşova tam olarak bir Türkiye mozaiğidir ve inanıyorum ki dünya durdukça öylede kalacaktır.

3 Ağustos 2023 Perşembe

SU DEPOSU İNŞAATI BAŞLANDI.

     

Taşova Arpaderesi köyü su deposu köylülerin ihtiyacını uzun yıllar karşıladı. Köye dönüşlerin çoğalması ve  köy su ana hatlarının tek sistem olması nedeniyle köyün kuzey üst kesimlerine su çıkmıyor. Köyün üst bölgesi, köyün yarısına su çıkmıyordu. 
  
      Arpaderesi köyü, mevcut su deposu 50 ton kapasitesi vardır.  Köy muhtarlığının önderliğinde Taşova Kaymakamlığına başvurulmuş Mevcut  köy içi su deposunun yetersiz kaldığı acilen bir çözüm bulunulması konusunda talep edilmiştir. Yetkilliler bir miktar para yardımı yapılması konusunda açıklama yapılmış, Arpaderesi köy muhtarlığı köyde ikamet eden hane başına döküm yapılarak 200 ton su deposu daha yapılması kararı alınmıştır. Köy muhtarlığı kendi imkanları ile su deposu yerin harfiyatını aldırmış, depo inşaatına başlanılmıştır.  Su deposunun tahmini bütçesi 190.000,00 TL dir.  Tüm hayırseverlerden ve Arpaderesi halkından su deposu yapımı için yardım talep edilmektedir. Arkasından kapanmayan sevap defteri olsun diye hayrına çeşme yapmak isteyenlere işte fırsat Koca bir köyün her daim içme suyunu karşılayacak su deposu yapımına destek olmaları bekleniyor. 

Haber: Ahmet ŞİMŞEK
05amasyam-05 Kültür, Haber, Mağazin 2023



CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE, YÜREKLERDEKİ DERİN SEVDA İŞTE ARPADERESİ ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA

SU BORULARINA KUM DOLDU.

   

      Taşova' nın bir çok köyünde su sorunu var.  Arpaderesi köyünde de gün geçmiyor su sorunu olmasın. 
Köyler sorun yumağı, Irmak kenarındaki Tarlaları sel alıyor, İçme suyu yetersiz, 15 km uzaktan su deposuna gelen su boruları  eski, yıllar önce döşenmiş olduğundan her gün patlıyor, arızaları tespit etmek güç, diye bir çok haber yapıldı.  
      Arpaderesi köyü, köy içi su şebekesinde sorunlar var. Köyde köy sakinleri yeni yapılan binaya su bağlarken ana şebeke borusu kırılması nedeniyle,  boruya fazla miktarda kum gitmişti.  Arpaderesi köyü aşağı mahalledeki evlerin borusu kumla dolduğundan su akmıyor. Köy muhtarlıgı elindeki imkanları kullanmakta ancak maddiyat, ve alet tamir makineleri yetersizliğinden sorunların çözümü uzuyor.   Vatandaşların Kaymakamlığa başvuru yapmaları sonucunda köye Kaymakamlık vidanjör göndererek açma çalışmaları yapıldı. Ancak tekrar borulardaki kumlar boruları kapattı.  Köylüler kendi imkanları ile  tıkanıklığı açmak için havayla kumlar üflendi.  
      Köyün alt tarafındaki evlerin suyu aksın diye borulardaki kumları Kompresör ile havayla üflettirip kumlar aşağı mahallede, bir o tarafa bir bu tarafa yer değiştiriyor.  Köy su şebekesinin en alt bölümünde tahliye borusu yapıp, ana şebeke su boruları temizlenip su sorun çözülmesi gerekiyor. Ana şebeke borularında arıza olduğunda  köyüm tüm suyu köyün üst tarafındaki su deposundaki vanadan komple kesiliyor. Her mahalle başlarında arıza olan bölümün suyu kesilmesi için, belirli yerlerde vana konulması gerekmektedir. Köy içi her ihtimale karşı yangınların önlenebilmesi için yangın vanaları konulması gerekmektedir.
     Amasya İl Özel İdare ve İlçe yetklilerinden bir çözüm bulunması hususunda gerekli hassasiyetin gösterilmesi, bir an önce su sorunun çözülmesi gerekir.  

Haber: Ahmet ŞİMŞEK

05amasyam-05 Kültür, Haber, Mağazin 2023 

1 Ağustos 2023 Salı

PATOZLAR ŞİMDİ NERDE?



     Patozla Harman Sürme,

     1977 – 1978 li yıllarda Köylerimize patoz gelirdi. Küçük patozlar vardı. İşler küçük patozlarda çok uzuyor, iş yapana da yaptıranda pahalı geliyordu. Tüm köylülerin hepsi patoz alamıyorlardı. Bir veya iki kişi patoz alır, diğer çifçiler patozu olanlara saat ücretiyle harman sürdürürlerdi. Daha sonraki yıllarda büyük patozlar çıktı. Ağzı dev gibi patozlardı.  Bizim köye ve çevre köylere Büyük patozlar, Samsun Terme ilçesinden gelirdi. O yüzden biz büyük patozlara çok sap yiyor diye terme patozu diyorduk. 

        Büyük patozun görüntüsü, sanki koca bir dev ağzını açmış, insanı yiyecek gibi bakıyordu. Kemlikle ( uzun ekin saplarından veya ırmak kenarından biçilen kamıştan yapılmış bağlamaya yarayan ottan ip)  bir nevi   bağlanan ekin sapları çözülerek patozun ağzına verilirdi. Büyük patozların ağzına yetişmek zor olduğundan ağaç dirgen yardımıyla kemliği çezilmiş, calazlar patozun ağzına verilirdi. Saplar yaş olursa patoz sapları gever dövemez, iş uzardı. Bazen çalarları patoza atarken farkında olmadan taşlar karışır patoza giden taşlar tangır tungur ses çıkarır, patozun bazı parçaları arıza verirdi. Patoz durdurulur, arıza tespit edilir, kopan kırılan yer sökülüp kaynakçıya tamire gidilirdi. Zamanla çifçiler bu patoz çalıştırma ve tamir yapma yaptırma konusunda ustalaştılar. Bilalların Memedin Çukuryer mevkiindeki tarlasında patozla harman  dövüyorlardı. Terme Patozu dedğimiz büyük patoz ile harman sürerken, patozdan tangır tungur sesleri gelmeye başladı. Bizler yandaki tarlalarda ekin biçiyorduk. Ne olduğunu merak ettik. Patozun yanına gittiğimize ağaç dirgen patozun içine kaçmış, dirgeni paramparça etmişti. Dirgenin ağaç olması patoza zarar vermeden koşup traktörü durdurmuştu patoz sahibi. Bu patoz denilen alet nasılda canavara benziyor, ağzına ne gelse yiyor, ne yese doymuyor, bu alet çalımı acaba, motur (Traktör) olmasa da kendi kendine çalışırmı acaba, ya çalışırsa bizi yerse diye çocuk aklımla bir sürü hayeller kurmuştum. Yok gerçekten düvenlerle harman sürme işinden sonra bu patoz asrın icadıydı diye düşündüm.

    Patoz dövmek için en az 5-6 kişi gerekirdi. Bir kişi buğday yığınından dirgen ile patozun önüne sap atar, bir kişi patozun önüne düşen sağları Patozun ağzına atar, hatta iş hızlı olsun diye buğday saplarını açıp patozun ağzına veren kişiye yardım e der. İki kişi patozdan çıkan buğdayları çuvallar, kenara çeker. Bir kişide patozun arka bölümünde kaçan buğdayların elendiği eleği konrol eder, biriken buğdayları kalburla, elenmek üzere bir yerde biriktirir.  

      Patoz traktöre kayışla bağlı çalışan bir asrın icadı bir aletti. Traktörün arka büyük teker arka orta bölümünde dinamo gibi gaz verince dönen bir bölüme  yuvarlak kasnak takılır, patoz ile traktör üzerindeki kasnakları kayış ile çevirerek patozun çalıştırılması sağlanırdı. Kayışın takma şekli ise dönüş yönü ile ilgili, traktör ve patoz bir birine sırt verir şekilde duruyor. Bu nedenle traktör kendi önüne doğru kuyruk milini çeviriyor. Patozun ise kendi önüne doğru dönmesi gerekli, kayşı o şekilde burkunca alt üst olan kayış makinaler ters olsa dahi doğru yönde dönmeyi sağlıyor.  

     Patoz devri bittimi? Hayır tabiki bitmedi. Her ne kadar biçerdöverler çıksa da işler bir günde koca koca tarlalar sürülüp, buğdaylar remorklara doldurulup, ilçedeki zahirecilerin yolunu tutsa da patozlar hala reyaçta ve kullanılıyor. Biçerdöverden arta kalan buğday sapları balya yapılsa da, bir kısım çiftçilerimiz kalan samanı patozla dövüp inceltiyorlar. Hatta yeşilini biçip kuruttukları otları bu patozlar sayesinde inceltip saman haline getiriyorlar. Kırsal kesimde, dağlık alanlarda biçerdöverin giremediği tarlalarda biçilen buğdayları yine patozlar sayesinde dövüp köylü buğdayımı ambarına koyuyor.

  Tüm çiftçilerimizin ürünleri bereketli olsun, tahıl ambarları dolsun, sofralarında ekmekleri bulunsun.
Haber: Ahmet ŞİMŞEK

05amasyam-05 Kültür, Haber, Mağazin 2023 




CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE, YÜREKLERDEKİ DERİN SEVDA İŞTE ARPADERESİ ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA

30 Temmuz 2023 Pazar

DÜVENLERLE HARMAN ZAMANI,

     




Eskiden Uzun uzun Ekin biçilir, yığınlar yapılır, kağnılarla, traktörlerle sap çekme  işi yapılırdı. 
 Harmana çekilen ekin bağları yine tarlada olduğu gibi yığın yapılırdı. Yığın rüzgardan uçmasın, dağılmasın diye tepesine ya ucu sivri sırık batırılır veya üzerine büyük büyük taşlar konurdu. sap çekme işleri kağnıyla 15 - 20 gün sürerdi. Traktörün çıkmasıyla bu sap çekme işi 2-ila 3 güne düştü. Yine harman sürme işi bir ay sürerken traktörlerin köylere gelmesiyle harman işi bir hafta 10 güne düştü.

   Hayvanlarla yapılar ziraat işleri tarla işleri traktörler  devreye girince,   daha kısa sürede bitirilmeye başlandı. Traktörlere takılan tarım aletleri gelişti. Bunların en başında düvenin yerini Patozlar aldı. Patozun yerini ise Biçer döver aldı. Buğdayı önce orakla biçerken tırpanla, sonra biçerbağlar aleti çıktı. Bir ileri aşama hem biçer bağlar, hem de taneleriini biribirinden ayıran,  döver aletini Patoz' u bir araya toplayan Biçerdöver aleti geliştirildi. Samanları tarlada paketleyen balya makinesi  yapıldı. 

    Harman köye yakın bir yere yapılırdı. Yüzey düzeltilir, suyla çamur haline gelene kadar samanlarla çamur yoğrulur köşelerine kalın urgan bağlanan ağaçla zaglanırdı. Harman arada çatlamasın diye sulanırdı. 8 - 10 gün harman işlemi sürerdi. Bizim yöremizde düvenleri çekmek için harman işinde öküzler kullanılırdı. Bazı yörelerde harman işinde hayvan gücü olarak atlar, eşekler de kullanılırdı. 

     Harman düven denilen keskin çakmak taşı dediğimiz sarı kırmızımsı taşları kalın bir ağaca çekılerek, adına Düven dediğimiz o asrın icadı buğdayı samandan eze eze ayırmaya yarayan bir alet vardı. Bağların kemlikleri dağıtılarak (çezilerek) harmana saçılmış buğday destelerini önüne boyundurukla bağlanmış Kömüş öküzü ve karasığır öküzlerini bağlayarak  düvenler akşama kadar döner, döner, yuvarlak harmanı tavaf ederdi.  

29 Temmuz 2023 Cumartesi

EL EMEGI TARHANALAR, SERİLDİ.

     
Haber: Ahmet ŞİMŞEK 
Fotoğraf: Mehmet ÖZDİLEK
   İlçemiz köylerinde yaz sıcaklarının artmasıyla kışlık hazırlıkları başladı. Hazırlıkların ilk başında tarhana gelir. Maharetli hanımların ellerinde büyük lezzete dönüşen tarhana üretimi yöremizde bolca yapılır.
 Taşova deyince ilk akla gelen kışın soğuklarında kaynar kaynar içilen tarhana akkla gelir. Tarhana deyince hele yarma aşlığı ve yoğurttan yoğrularak yapılan çanak şeklindeki tarhanaların tadını öncelikle Taşova' lılar bilir. Ülkemizin çoğu bölgesinde tarhana bilinir.. Ama Amasya , Taşova tarhanasının tadı bir başkadır. Bazı bölgelerde un tarhanası yapılır, Şalçalı un tarhanası bizim yörenin damak tadına pek benzemez. Taşova yöresnin tarhanası çanak şeklinde buğday ve yoğurt ile yoğrularak özlü şekilde sofralara, tahtalara, yaylalarda yayla otlarının üzerine serilir. iki üç gün kurutulur. Bez torbalalrda kışa kadar saklanır. Tarhana çorbasının vazgeçilmezi sarımsaktır. 
05amasyam-05 Kültür, Haber, Mağazin 2023 



Tarhanası, CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE, YÜREKLERDEKİ DERİN SEVDA İŞTE ARPADERESİ ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA

4 Temmuz 2023 Salı

Eğitim ŞİMSEK YAZDI, KESKİN SESLENDİRDİ. DUYGU DOLU ŞİİRLER. ARAR GÖZLERİM


AHMET ŞİMSEK YAZDI, MÜZEYYEN KESKİN SESLENDİRDİ.
DUYGU DOLU ŞİİRLER. ARAR GÖZLERİM.
İlçemiz insani duygu doludur. Taşova’mızın duygu dolu şairlerinden Ahmet Simşek yöresel ağızla ”Arar Gözlerim” adli şiirini, yine yöremiz AMASYASAT Başkanı Şair-yazar Müzeyyen Keskin hanim okudu.

Resimlerle video montaj çalışmalarını Canan Keskin hazırladığı. Gönül teline dokunan şiirleriyle, Taşova’mızın yöresel kültürüne katkıda bulunan Şimşek sosyal medyada kültürümüzü  tanıtmaya devam ederken, şairlik yönünü de sürdürüyor. Yine Taşova Esencay beldemizden Müzeyyen Keskin hem kitap yazıp, hem de şiir kitaplarıyla adından söz ettiriyor.

Taşova Gazetesi Editörü Ahmet Günaydın: ü”Taşova’mızın şairlerine, ressamlarına müzisyenlerine ve tüm değerlerinin biz de Taşova gazetesi olarak hep yanında olduk, hep de olacağız. Yolunuz açık olsun şairlerimiz, sanatçılarımız, perde arkasında kalan yapımcı ve yönetmenlerimize  başarilar diliyoruz.


 SEzARPADERESİ ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA

29 Haziran 2023 Perşembe

TASOVA ARPADERESİ CAMİİNDE İLK BAYRAM NAMAZİ KİLİNDİ


Arpaderesi koyu CAMİİ nde ilk Kurban bayram namazi kilindi. 
   300 Kisilik devasa camii insaatinda sona gelindi. Camii dernek baskani ve Koy muhtarinin onculunde ortaya guzel bir camii yapildi. İki senenin sonunda Kurban bayram namazi Yeni Camiide kilindi. Arpaderesi gurbetteki ve koyde yasayanlar bu bayram adeta koye hucum ettiler. Guzel bir bayrami yenii caminnde kilan koylulerin sevinci gozlerinden belliydi. 
 Yeni camii tum muslumanlara hayirli olsun. Arpaderesi Koyu Camii dernek baskani eksiklikler bittiginde muhtesem bir acilisla  ibadete acilacagini acikladi. 
05amasya 05 Haber 2023
SEVDA İŞTE ARPADERESİ ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA

13 Haziran 2023 Salı

AYRAN, TEREYAĞI YAYIK ÜÇLÜSÜ

   
    Yayık denilince akla, tereyağı ve ayran gelir. Çocukluğumuzda köylerimizinde çoğunluğumuzun evinde gördüğü tahta agaçtan yapılmış, kenarları şifet denilen yuvarlak sac ile bağlanmış, yogurdu içine doldurulan ilkel bir icattır yayık. Dipşek ve dipşek sapı da bu aletin diğer parçasıdır. Kimisi dik vaziyette duran, dipşek ile içine doldurulmuş yoğurdu döverek ayran ile tereyağını biribirinden ayıran çok yarayışlı kullanışlı bir alettir yayık. 
    Yayık veya güvlek dediğimiz aletin içine bir miktar suyla karıştırılarak ayran halinde doldurulan yoğurdun ileri geri sallandığında, ayranın üzerine çıkan tereyağının kepçeyle toplanması, sallamaya devam edildikçe azalan miktarla da olsa tereyağının ayranın içinde kalmayıncaya kadar süren “yayık yoğurt ayran ve tereyağı” ilişkisini hatırlatmaktır. 
    İçenler bilir yayık ayranının (Gatığın) tadını, ekmeğine yağ sürenler bilir tereyağının kıymetini, sabah aç karnına tereyagı ile balı karıştırıp ciğerlere ilaç olduğunu yavsiye eder doktorlarımız. Hele işin güzel yanı ise çocukluğumuzdaki ambarın küçük tarafına oturan ebelerimizin yayık içinde dipşekle vurdukça çolk, colk selsleri, yüzlerinden nur akan nenelerimizin sevgi dolu bakışı asla hayalimizden gitmeyecektir. 
05amasyam-05 Kültür, Haber, Mağazin 2023 


CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE, YÜREKLERDEKİ DERİN SEVDA İŞTE ARPADERESİ ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA

10 Haziran 2023 Cumartesi

ARPADERESİ KÖYÜNDE YAŞIYAN SÜLALELERİN TARİHÇESİ.

      
Amasya Taşova Arpaderesi Köyünde Köyü civarında konumlanan ve Köyagasigilden Mustafa beyin daveti üzerine Arpaderesi köyüne yerleşen sülalerin tarihçesi.

   TANGALLAR 

  İlk geldiklerinde Tekkenin Aralık'a konmuşlar ve "kara kıl çadırlı malcılar" geldi denilmiştir. Tangallar sülalesi Erzincan yöresinden gelmiştir. Geldikleri mahal bilinmemekle beraber Erzincan Eğin'den(Kemaliye) olduğunu tahmin ediyorum. (Bu bilgiyi rahmetli Necip Dayı 82 yaşındayken anlattı. O da meseleyi 12-13 yaşındayken 100 yaşındaki Medine Halasından dinlemiş.) Köyümüzde çeşitli ilçelerden gelenlerde olmuş. Sülekler'in Kavak'tan geldiğini yine Necip Dayı'dan dinlemiştim." Ahmet ÜSTÜN

 TOPALLAR: 
Topallar Sancugun dibi mevkiinde konumlandıktan sonra Köyagasilden Mustafa beyin daveti üzerine Arpaderesi köyüne yerleşmiştir. Fazla soyadını almışlar. 
   
   SARI ÜSEYİNLER.
     
 Doğudan gelen Oğuz Türklerinden olup, ŞİMŞEK ve KILIÇ soy adlarını almışlardır. Uzun tepenin altındaki Gargaçayırı mevkiindeki araziye yerleşmişlerdir. Bir süre burada yaşamını sürdüren Sarı Üseyin köyün kuruluşuna katkıda bulunup Arpaderesi köy merkezine yerleşmişlerdir.  Hacıahmet ŞİMŞEK
   

6 Haziran 2023 Salı

ARPADERESİ KÖYÜ TARİHÇESİ


Amasya Taşova Arpaderesi köyü tarihçesine bir pencere açalım dedik.
Arpaderesi köyü kuruluşu 1800 lü yıllara dayanıyor. Bir rivayete göre Tekelüze (Gürsu) köyünden ayrıldığı yazılsa söylense de büyüklerimizden ve kayıtlardan araştırdık. Ulaştığımız bilgileri sizlerle paylaşacağız. Köyagasigil sülalesinden Mustafa beyin oğullarından Merhum İsmail ATALAY' ın hayatta iken kendisinden derlenen bilgilere göre;
    Arpaderesi Köyü Osmanlı döneminde Amasya Valiliğinde Paşa olarak görev yapan Abdullah Paşa dönemin Osmanlı hükümetine çok hizmetlerde bulunmuştur. Amasya merkeze çeşitli Camii, Hamam ve çeşitli mimari yapılar yaptırmıştır. Dönemin Amasya Valisinin ve Osmanlı hükümetine hizmetler ve başarılı hizmetlerinin karşılığında Abdullah Paşaya genişçe bir toprak verir. Abdullah Paşanın oğlu Kerim bey Amasya İl merkezinde 1502 yılında yapılan sofular camii ikinci Beyazıt zamanı defterdarı kerim bey tarafından, babası Abdullah paşa adına yaptırılmıştır. Cami yıllara meydan okumuş halen Camii olarak hizmete açıktır. Yine Mustafabey tarafından Mustafa bey Camiisi Amasya' da hizmet etmektedir. Kerim bey ve babası Abdullah Paşa, Mustafabey; Amasya Taşova Arpaderesi köyünden köyağasigil sülalesinin dedeleridir.


    Kurtuluş savaşı sıralarında Bölgede Ermeni, Rus işgaliyle savunma için savaşan Mustafa bey Osmanlı hükümetince babası Abdullah paşaya verilen topraklarda etkin bir mücadele verir. Bölgeyi adım, adım bilen Mustafa bey Abdullah paşa dedesinin tüm gayrimenkul ve camii, han, hamam ve diğer mimari yapıları vakıfa devir eder. Yakın Zamana kadar Mustafa beyin evlatları İsmail ATALAY tarafından muhafaza edilen devir evrakları saklanmakta idi. Osmanlı hükümeti ile arası oldukça iyi olan Abdullah Paşanın torunları Amasya merkezden ayrılırlar.
    Abdullah Paşanın torunları Mustafa bey yanına aile efradını ve kardeşini de alır, şimdiki yemişen bükü, Yeni adı Taşova ırmak kenarına yerleşmeye karar verir. Bir süre orada kalırlar. Kendi aralarında istişare ederler. Amasya' da zaten ırmak kenarındaydık, buradan ayrılalım daha sakin ve sivri sineklerin olmadığı havadar bir yere yerleşmeye karar veririler. Şimdiki Tekelüze yaylası olan Eskiköy' e gülleyük denilen suyun çıktığı yere yerleşirler.
    İki kardeş birisi çifçliği üslenir, diğeri hayvanları alır, kendi aile efradiyle şimdiki Harmancuk yaylasına, yaylaya çıkar. Arazilerdeki ürünlerin hasat zamanı köyde tarım ile uğraşan kardeş, yayladaki kardeşine haber gönderir. Yayladaki hayvancılıkla uğraşan kardeşine derki, hayvanları al gel, hasat yapalım der. Kardeşi gelmez. Tekrar haber gönderir, süre verir. Gelirsen gel gelmezsen bir daha gelme der. Yayladaki hayvancılıkla uğraşan kardeşi yine gelmez. Eskiköy Tekelüze (Gürsu) yaylasında kalan Mustafa bey tarım yapmak için şimdiki Arpaderesi köyü, köy deresinin üst tarafı olan yerleşim yeri olan köyün üst tarafına kardeşini beklemez iner,  yerleşirler. Geniş kapsamlı hatırı sayılır kalabalık köyağasigil sülaleleri köyde yaşamlarını idame ettirmişlerdir. Soyadı kanunu çıktığında köyağasigil ayrı ayrı  (ATALAY, BOLAT, ÖZÇELİK, YILDIZ, DENİZ ) 
soyadlar almış hala kullanılmaktadırlar.
     Tarımla uğraşan abi ise (Mustafa bey) Arpaderesi köyüne gelmiştir. Arpaderesi köyünü kurmuş, oraya yerleşmiştir. Mustafa bey etraftaki sülalelerin tarlalarının başlarında, ikamet eden Yörük ve Türkmen sülalelere köy merkezindeki arazileri bila bedel karşılıksız hibe eder.  Köyün evvelki adı Balaklu oba köyüdür. 
 Balaklu oba köyünün 20 hane olduğu 1840 yılı kayıtlarında görülmektedir.
    Köyümüzün Kuzey batısındaki donuzluk deresinin kenarında, köyün küçük mezarlık diye tanımladığı mezarlığın batısında Arpaderesi mevkii vardır. Bu mevkiinin ismi köyümüze verilmiş olup, Köyümüze ARPADERESİ ismi konmuştur. 
    Daha sonra bu yerleşim yerine O dönemde Köyümüzün diğer halkı herkes, köyün kenarlarındaki arazilerde konumlanmış, ikamet ediyorlarmış. Mustafabey ve ailesinin geldiğini ve yerleştiğini duyan çevredeki sülaleler şimdiki köyümüzün bulunduğu mevkiye gelir yerleşirler.
    Mustafa beyin kardeşi ise yayla zamanı bitince hayvanları alır şimdiki (Tekelüze) Gürsu Yaylasının bulunduğu Eskiköy mevkiine gelir.  Bir süre daha Eskiköyde kaldıktan sonra şimdiki Tekelüze (Gürsu) köy merkezinin bulunduğu yere iner ve yerleşir. Böylece Tekelüze (Gürsu) köyü kuruluşu gerçekleşir. Çevre köylerden katılanlar sayesinde Tekelüze köyüde büyümüş ve kalabalıklaşmıştır.
   Yani Tekelüze ile Arpaderesi köyü İki kardeş tarafından kurulmuş ve kuruluşu aynı senelere isabet eder. İki köyün arazisi birbiri ile karışmıştır. İki köylüler, birbirlerine hem köy, hem yayla, hemde tarla komşudur. Harmancuk Yaylasına Arpaderesinde yaşayan Mustafa bey yaylacılığa gider. Eskiköy yaylasına ise Teleküze (Gürsu) köyündeki kardeş yaylacılığa gider.   
    Çevremizdeki bütün köy ve kasabaların isimleri değiştiği halde Arpaderesi' nin ismi değişmemiştir.  İki kardeşin anlaşamaması neticesinde Arpaderesi'nde oturan kardeş 1877 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında batıya göç eden Yörük-Türkmen gruplarına "gelin, burda oturun, işte size tarla tapan, ev yeri" bila bedel (Bedelsiz, karşılıksız) davet etmiştir. Türkiye' nin çeşitli illerinden gelip köyün çevresinde konumlanmış, Oğuz boyu Yörük ve Türkmen sülaleleri Mustafa beyin çağrısına olumlu cevap vermiş, Mustafa beyin ve sülalelerin gayretleriyle köy kurulmuştur. 
    Köyağasigil sülalesi Çevre İlçe, Nahiye, köyler (Erbaa, Sonusa, Taşova Ladik, Destek, Sepetli, Oba, Alpaslan, Tekelüze ) ve köy çevresinde konumlanıp davet üzerine Arpaderesine yerleşen sülaleler ile kız alıp vermek suretiyle akrabalık bağlarını kuvvetlendirmişlerdir. Mustafa bey bu birleştirici önderliği sayesinde akrabalıklar sülaleler kaynaşmışlar. 
 Çevre köylerimizden de gelenler olmuş ve Köyümüz çok kalabalıklaşmıştır. Köyün batısında şimdiki dökme tepe denilen bölgede köyün eski mezarlığı bulunmaktadır. Bu mezarlıktaki mezar taşlarının oyma taşlardan sarıklı başlıklar bulunan mezarlar bulunmaktadır. Bu sarıklı, oyma taşlarda gösteriyor ki köyün geçmişi hem eskiye dayanıyor, hem de önemli zatların ebedi istiratğahı mezarlığın mimari yapısı sıradan olmadığı görülmektedir.  
    Köyümüz 1943 yılı Erbaa - Lâdik – arasının çok yoğun etkilendiği deprem meydana gelir. Bu deprem 26–27 Kasım 1943 gecesi saat 02.30’da gerçekleşti. Depremden kaçarak kurtulanlar o geceki acı manzarayı hatıralarında hep taze tutarak anlatırlar. Sanki şimdi yaşarmış gibi üzülürler. Köyümüzün evleri ahşap kerpiçden olduğu için çok can kaybı ve yaralanmamalar oldu. Deprem sabaha kadar aralıklarla sürdü. Köyümüzdeki çoğu evlerin alt katları ahır olduğu için hayvanlar öldü. Köyümüzün halkı için hayvanların ölümü de büyük bir acıydı. Çünkü köylülerimizin geçim kaynağı hayvancılık ve tarımdı. Tarım hayvanlarla yapılıyordu. Köyümüze İlk elektirk 1978 yılında geldi. 1980. li yıllarda köyümüz Ekonomik nedenlerle çevremizdeki köyler gibi İstanbul' a büyük göç verdi. Günümüzde sevindirici olay oldu, emekli olan büyüklerimiz köyümüze geri dönerek betonarme ev yapmaya başladılar. Şu anda Arpaderesi köyünde 105 hane ikamet etmektedir.  Köyümüz modern bir şekil almaya başladı. Geriye dönüş hızla devam etmektedir.
    2021 yılı Aralık ayında Arpaderesi Köyü Camii Yaptırma ve yaşatma derneği kuruldu. Eski Camii yıkılarak en kısa zamanda 300 kişilik 3 katlı camii inşaatı başlanıldı. Arpaderesi köylüleri başta olmak üzere, Büyükşehirlerde yaşayan Arpaderesi köyü halkı, çevresindeki tanıdıkları, Tüm İlçe merkez ve köylerinin bağış ve desteği, Taşova Gazetesinin gündemde tutarak geniş kitlelere duyurması neticesinde Tüm Türkiye' deki hayır severlerin katkıları sayesinde iki buçuk sene içerisinde Camii inşaatı tamamlandı. Camii ve camiinin diğer müştemilatının eksiklikleri tamamlanmaya çalışılmaktadır.
Kaynak: İsmail ATALAY
Hazırlayan: Ahmet ŞİMŞEK


 
 İsmail ATALAY


Abdulah Paşa ATALAY ve oğlu Feza Çavuş.



Soldan 1 Dursun dayı(Esmenin Dursun) 2 Ömer LİMON (Selimlerin Ömer dayı) 3 Abdürrahim öğretmen sepetliden 4 tanimiyom 5 Davut ÖDÜBEK dayımız. Fotoğrafta tanıdıklarınız varsa bizlerle paylaşınız. Bu tür Elinizde tarihi fotoğraflar ve büyüklerimizin resimleri varsa bizlerle paylaşınız.

CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE, YÜREKLERDEKİ DERİN SEVDA İŞTE ARPADERESİ ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA

ARPADERESİ TARİHÇESİ.

Amasya Taşova Arpaderesi köyü tarihçesine bir pencere açalım dedik. 
Arpaderesi köyü kuruluşu 1800 lü yıllara dayanıyor. Bir rivayete göre  Tekelüze (Gürsu) köyünden ayrıldığı yazılsa söylense de büyüklerimizden ve kayıtlardan araştırdık. Ulaştığımız bilgileri sizlerle paylaşacağız. Köyagasigil sülalesinden İsmail ATALAY' dan aldığımız bilgilere göre;
    Arpaderesi Köyü Osmanlı döneminde Amasya Valiliğinde Paşa olarak görev yapan Mustafa bey, dönemin Osmanlı hükümetine çok hizmetlerde bulunmuştur. Amasya merkeze çeşitli Mustafa bey Camii, Hamamı yaptırmıştır. Hizmetlerinin karşılığından Mustafa beye Osmanlı hükümeti bu hizmetlerinden dolayı istediğin zaman istediğin yere yerleşebilir, Valinin emriyle yerleştiğin yeri bize bildirdiğinde Mustafa bey adına o bölge verilecektir denir. Mustafa bey yanına aile efradını ve kardeşini de alır, şimdiki yemişen bükü, Yeni adı Taşova ırmak kenarına yerleşmeye karar verir. Bir süre orada kalırlar. Kendi aralarında istişare ederler. Amasya' da  zaten ırmak kenarındaydık, buradan ayrılalım daha sakin ve sivri sineklerin olmadığı havadar bir yere yerleşmeye karar veririler. Şimdiki  Köy deresinin üst tarafı olan ATALAY, BOLAT, ÖZÇELİK soyadlı köyagasigil sülalelerin yerleşim yeri olan köyün üst tarafına yerleşirler. İki kardeş birisi çiftçliği üslenir, diğeri hayvanları alır, kendi aile etradıyle yaylaya çıkar. Arazilerdeki ürünlerin hasat  zamanı köyde tarım ile uğraşan kardeş, yayladaki kardeşine haber gönderir. Yayladaki  hayvancılıkla uğraşan kardeşine derki, hayvanları al gel, hasat yapalım der. Kardeşi gelmez. Tekrar haber gönderir, süre verir. Gelirsen gel gelmezsen bir daha gelme der. Yayladaki hayancılıkla uğraşan kardeşi gelmez. Yayla zamanı bitince hayvanları alır şimdiki Tekelüze (Gürsu) köyüne gelir. Oraya yerleşir. Tarımla uğraşan abi ise Arpaderesi köyünü kurmuş oraya yerleşmiştir. Mustafa bey Etraftaki sülalelerin tarlalarının başlarında, ikamet eden sülalelere köy merkezindeki arazileri ücretsiz ve karşılıksız hibe eder. Köyün evvelki adı Balaklu oba köyüdür. 
Balaklu oba köyünün 20 hane olduğu 1840 yılı kayıtlarında görülmektedir.  
Köyümüzün Kuzey batısındaki donuzluk deresinin kenarında, köyün küçük mezarlık diye tanımladığı mezarlığın batısında Arpaderesi mevkii vardır.  Bu mevkiinin ismi köyümüze verilmiş olup, Köyümüze ARPADERESİ ismi konmuştur. Daha sonra bu yerleşim yerine O dönemde Köyümüzün diğer halkı herkes kendi tarlasının içinde ikamet ediyormuş, Mustafabey ve ailesinin geldiğini ve yerleştiğini duyan çevredeki sülaler şimdiki köyümüzün bulunduğu mevkiye gelir yerleşirler. Çevre köylerimizden de gelenler olmuş ve Köyümüz çok kalabalıklaşmıştır. Şu anda köyümüz yaklaşık 100 hane ikamet ettiği tahmin edilmektedir. Çevremizdeki bütün köy ve kasabaların isimleri değiştiği halde Arpaderesinin ismi değişmemiştir.
       Köyümüz 1943 yılı Erbaa - Lâdik – arasının çok yoğun etkilendiği deprem meydana gelir.  Bu deprem 26–27 Kasım 1943 gecesi saat 02.30’da gerçekleşti. Depremden kaçarak kurtulanlar o geceki acı manzarayı hatıralarında hep taze tutarak anlatırlar. Sanki şimdiyaşarmış gibi üzülürler. Köyümüzün evleri ahşap kerpiçden olduğu için çok can kaybı ve yaralanmamalar oldu. Deprem sabaha kadar aralıklarla sürdü. Köyümüzdeki çoğu evlerin alt katları ahır olduğu için hayvanlar öldü. Köyümüzün halkı için hayvanların ölümü de büyük bir acıydı. Çünkü köylülerimizin geçim kaynağı hayvancılık ve tarımdı. Tarım hayvanlarla yapılıyordu. Köyümüze İlk elektirk 1978 yılında geldi. 1980. li yıllarda köyümüz Ekonomik nedenlerle çevremizdeki köyler gibi İstanbul' a büyük göç verdi. Günümüzde sevindirici olay oldu, emekli olan büyüklerimiz köyümüze geri dönerek betonarme ev yapmaya başladılar. Köyümüz modern bir şekil almaya başladı. Geriye dönüş hızla devam etmektedir.
Hazırlayan: Ahmet ŞİMŞEK

Bu cümleden, bizim sülale TANGALLAR ilk geldiklerinde Tekkenin Aralık'a konmuşlar ve "kara kıl çadırlı malcılar" geldi denilmiştir. Tangallar sülalesi Erzincan yöresinden gelmiştir.Geldikleri mahal bilinmemekle beraber Erzincan Eğin'den(Kemaliye) olduğunu tahmin ediyorum. (Bu bilgiyi rahmetli Necip Dayı 82 yaşındayken anlattı. O da meseleyi 12-13 yaşındayken 100 yaşındaki Medine Halasından dinlemiş.) Köyümüzde çeşitli ilçelerden gelenlerde olmuş. Sülekler'in Kavak'tan geldiğini yine Necip Dayı'dan dinlemiştim."


CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE, YÜREKLERDEKİ DERİN SEVDA İŞTE ARPADERESİ ARPADERESİ KÖYÜ- TAŞOVA- AMASYA

5 Haziran 2023 Pazartesi

TAŞABAD- TAŞOVA


Enver Seyhan
Taşabad (Taşova) hakkında belgelerden ve bilgilerden yararlanarak kısa bir künye çıkardım.
Mazi köktür. Maziden bihaber kalmak, tarihin hayatın yaşamın varlığın geçmişin ve istikbâlin sırlarına vakıf olamamak demektir.
Künye:
Köyün adı: Yemişenbükü
Nahiyesi: Sonusa
Kazası: Erbaa
Vilayeti: Tokat
Bakankar Kurulu Kararı:
Yeni adı: Taşova
Vilayeti: Tokat
Karar tarihi: 04. 08. 1944
Karar numarası: 4448
Peşinden 19.08.1944 tarihli kararname ile Taşova ilçesinin nahiye ve köyleri belirlendi.
Resmi Gazete tarihi: 05. 09. 1944
Resmi Gazete Sayı: 5800